Yazdır 
Resmi Gazete Tarihi: 06.09.1961 Resmi Gazete Sayısı: 10899

TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ İÇ HİZMET YÖNETMELİĞİ

TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ İÇ HİZMET YÖNETMELİĞİ

 

A) ESASLAR

 

1 - Disiplin

 Madde 1 - Yurt ve Milletin saadet ve selâmetini ve istiklâlini temin etmek ve Cumhuriyeti korumak, ancak disiplini mükemmel olan Silâhlı Kuvvetlerle kabildir.

Silâhlı Kuvvetlerde disiplinin yerleşmesi için, Silâhlı Kuvvetlerin bütün mensuplarını mutlak bir itaate ve vicdan mesuliyeti duyarak doğrulukla vazife görmeğe, her hizmeti en küçük teferruatına kadar, büyük bir dikkatle ve istekle yapmağa alıştırmak; kalplerine yurt, Cumhuriyet, Milliyet meslek ve vazife sevgisini sokmak lâzımdır. Bunlar her âmirin baş vazifelerindendir.

Madde 2 - Tam ve sağlam bir disiplin için, âmir ile maiyetin karşılıklı sevgi ve saygı ile birbirlerine itimat beslemeleri şarttır. Böyle olmıyan disiplin tehlikeli olur ve sıkışık zamanlarda çabuk gevşer, bu da muvaffakiyetsizliği ve felaketi doğurur.

Madde 3 - Disiplinin azıcık dahi bozulduğunu veya gevşediğini sezen her âmir bunun maddi ve manevi sebeplerini araştırarak gidermeğe ve disiplinin korunması için icabında kanun ve nizamlar dairesinde her türlü tedbirleri almağa ve yetkilerini tamamiyle kullanarak disiplini sağlamağa mecburdur.

 

2 - Ast'ın vazifeleri

Madde 4 - Mesleğin istediği mutlak itaati her ast'ın gönül isteği ile yapması şarttır.

İtaatin; âmir veya üstün kanuni selâhiyetinden korkmaktan ziyade onun bilgisine, rütbe ve makamına ve şahsına karşı duyulan ve beslenen saygı ve sevgiden ileri geldiği, astın bütün hal ve hareketlerinde, her yer ve zamanda göze çarpmalı ve bakışlarında parlamalıdır. Bu saygı ve sevgi hislerini telkin eylemek de âmirin ve üstün esas vazifelerindendir.

Madde 5 - Her ast'ın âmirlerinin daha bilgili ve tecrübeli olduğuna, Silâhlı Kuvvetlere ve memlekete daha fazla hizmeti bulunduğuna ve kendi hakkında daima iyi düşünür olduğuna itimat etmesi ve korunduğuna emin olması lâzımdır.

Bunlar itaat ruhunun temelidir.

Madde 6 - Resmî veya hususi bir iş sebebiyle bir âmir veya üst ile münasebette bulunacak her ast, her zaman askerî usullere ve askerî terbiyeye tamamiyle uymağa ve onlara karşı yüksek bir saygı göstermeğe mecburdur.

Madde 7 - Amirlerin, üstlerin asker ve şahsi şeref ve haysiyetlerine dokunacak sözler söylemek, nerede olursa olsun çekiştirmek, şahsiyetlerini hor ve hakir görmek gibi teşebbüslerin; Silâhlı Kuvvetlerin disiplin ruhuna asla uygun olmayan çok fena haller olduğunu ve bunların hiç bir zaman cezasız kalmıyacağını her askerin bilmesi lâzımdır.

Madde 8 - Ast; âmirin her emrini bütün tahammül kuvvetini, sarf ederek istekle ve tam zamanında yapmağa mecburdur. Bundan başka gerek vazife sırasında ve gerekse vazife dışında âmirlerine yardım etmek de her ast'ın borcudur.

Madde 9 - Astlar âmirlerinin yanında her vakit dikkatli bulunurlar ve bir hizmet sırasında verilecek emirleri yapmağa hazır olduklarını göstermek için âmirlerinin gözüne istekle bakmalıdırlar.

Madde 10- Astın, aldığı bir emirden dolayı âmirine mütalâada bulunması kat’îyen yasaktır. Alınan emir hiç bir kayıt ve şarta bağlanmaksızın ve hiç bir düşünceye kapılmaksızın yapılacaktır. Bir emri alırken veya aldıktan sonra mırıldanmak, doğru bulmadığını sezdirecek hal ve harekette bulunmak cezayı müstelzimdir.

Madde 11 - Ast, icabında âmirin yerini tutabilmek için onun vazifesini iyice öğrenmeye çalışmalıdır.

Esasen bir yukarı rütbeye terfi için o rütbeye ait vasıf ve şartları haiz bulunmak esas olduğundan ast, buna ne derece erken muvaffak olursa âmirin kendi hakkındaki emniyet ve itimadını o derece erken kazanır ve yukarı rütbe ve makamlara aksamaksızın yükselir.

Madde 12 - Astların üstlere isimle hitap etmeleri caiz değildir. icap ettikçe (Mareşalım, Kumandanım, Generalim, Amiralim, Başkanım, Binbaşım, Yüzbaşım, Astsubayım) ve rütbesi olmayanlara bayım veya bayan tâbirleri kullanılmalıdır.

Askerî memurlara muadili subaylığın rütbesi ile hitap edilir.

 

3 - Amirin vazifeleri

Madde 13 - Amir maiyetinden mutlak bir itaat beklemeğe ve istemeğe haklıdır. Amir de maiyetinin şeref ve haysiyetlerini, sağlığını ve özlük haklarını gözetmeğe mecburdur.

Madde 14 - Amir, maiyetine eşit muamele yapmağa ve haklarında âdil hareket etmeğe mecburdur. Fakat iyilik ve koruma düşüncesi âmirin kanun ve nizamlardan ayrılmasına sebep olamaz. Amir, göreve bağlılık ve gayret, kanun ve nizamlara uyarlık, çalışkanlık, hal ve tavrı ile maiyetine örnek olacaktır.

Madde 15 - Amirlerin emirlerini, maiyetinde bulunan rütbe ve kıdemce kendisinden büyük personel de yapmağa mecburdur. Amirler de bu zevata rütbeleri itibarı ile lâyık oldukları saygıyı göstermeğe mecburdurlar.

Madde 16 - Vazife esnasında âmirlerin maiyetleri ile münasebetleri daima ciddi olmalı, vazife dışındaki münasebet ve görüşmeleri de samimi ve candan olmalı, bununla beraber itaat ve itimat hislerini bozacak derecede senli benli olmamalıdır.

Madde 17 - Amirler; maiyetine vazife verirken onların hususi hallerini, kabiliyetlerini ve işe dayanırlıklarını düşünmelidirler.

Madde 18 - Amirler maiyetini rütbeleri veya unvanlar ile çağırabilecekleri gibi sevgi ve samimiyet uyandırması itibarı ile soyadları ile de çağırabilirler. (Teğmen KALMAZ, Binbaşı EMEKSİZ gibi)

Madde 19 - Amirler maiyetlerinin yapmağa selâhiyetli oldukları işlere mücbir sebepler olmadıkça karışmamalıdırlar. Lüzumsuz karışmak âmire karşı duyduğu sevgi ve emniyeti sarsar, teşebbüs kudretini azaltır, yetişme istidadını söndürür. Yalnız maiye-tin selâhiyetini kullanması yüzünden işler çığırından çıkarsa veya çıkacağına hükmolunursa o zaman âmirin işe karışıp düzeltmesi ve yoluna koyması bir hak ve vazife olur.

Madde 20 - Amirler, maiyetlerinin ruhlarına hâkim olmalıdır. Onların resmî veya hususi işlerinde muvaffak olmalarını temin için mümkün olan yardımları yapmalı, onların haklarını korumalı, onlara candan bir baba ve büyük kardeş duygusu ile her türlü yardımda bulunmalıdır. Bölük, eşidi birlik, uçuş filosu bölüm, bakım, ikmal ve daha küçük birlik kumandanları maiyetlerindeki subay, astsubay, erbaş ve erleri isimleri ve şahısları ile bunların hususi hallerini bilmelidir.

Madde 21 - Resmî işlerden dolayı sırası düştükçe verilen öğütlerin, yapılan tenbih ve ihtarların hükümsüz ve tesirsiz kaldığını gören ve hususiyle vazifede ihmal ve kayıtsızlık sezen her âmir derhal kanuni selâhiyetini kullanarak maiyetini yola getirmeğe mecburdur.

Madde 22 - Oy vermek ve kanaat söylemek icap eden herhangi bir işte mesuliyet; oy ve kanaat sahiplerine ait olduğu hallerde (Satın alma komisyonları, muayene komisyonları vesaire) âmirler, oyun şu veya bu suretle ve kanaatın de şu veya bu merkezde olması hakkında emir veremezler.

Madde 23 - Amirler icabında hükmedecekleri cezanın cins ve miktarını yalnız yapılan yolsuzluğun ve kabahatin derecesi ile ölçmemeli, astın itaate nizam ve intizama itiyadını gözönüne koyarak onun istidat, ruhi haletini de hesaba katarak tâyin etmelidir. Bu iş âmirlerden maharet ve cesaret ister.

Madde 24 - Gerek cezanın ve gerekse mükâfatın tesirli olabilmesi için daima haklı olarak ve tam zamanında verilmesi şarttır.

Madde 25 - Gerek boru vesair işaretlerle, gerekse ağızdan veya yazı ile veya her türlü muhabere araçları ile verilen emirlerin behemahal tam vaktinde yapılmasına çok dikkat etmek ve gecikilirse katiyyen af edilmeyip maiyetini vazifelerini sevmeğe ve tam vaktinde yapmağa alıştırmak her âmirinin birinci vazifesidir.

Madde 26 - Amirler, maiyetinin katlandığı her türlü zahmet ve mahrumiyetlere fiziki imkân nispetinde beraber katlanmalı, bir kolaylık çıkınca bunlardan istifade için nefsini sona bırakmalı ve bir zorluk çıkınca bilâkis öne atılmayı şerefli bir vazife telakki etmelidir.

Madde 27 - Amirler; bayramlarda, bulundukları garnizonlardaki kışlalara giderek askerlerle bayramlaşmalı ve hem bayramlarda, hem de her münasip fırsatta bizzat hastaneye giderek veya yerlerine rütbeli ve yetkili birini göndererek hasta yatan subay, astsubay, erbaş ve erlerin hal ve hatırlarını sormalıdırlar. Bilhassa bölük kumandanları bu ziyaretleri bizzat yapmalıdır.

Bu ziyaretler askerin kalbinde derin sevgi izleri bırakır ve âmirlerine karşı besledikleri itimadı çoğaltır.

 

4 - Emir

Madde 28 - Emir; her türlü askerî vazifelerin ve hizmetlerin nâzımıdır. Emrin üniforma ile verilmesi lâzımdır. Üniformasız olan bir âmirin verdiği emirleri onu tanıyanlar yapmağa mecburdur. Üniformasız iken emir vermek lüzumunu gören âmirler (Kanuna göre emir vermek mevkiinde bulunan üstler) ast tarafından tanınmıyorlarsa kimlik kartları ile kendilerini tanıtırlar. Bu ahvalde de astlar tarafından emirleri yapılır.

Madde 29 - Emir vermekte makamlar silsilesine tabi olmak usulünden ayrılarak hal ve vaziyet icabı ikinci ve daha alt derecedeki makama emir vermek mecburiyetinde kalan âmir, atlanmış olan kademelere mümkünse derhal, değilse imkân hâsıl olunca keyfiyetten haber verir. Emir alan ise ilk fırsatta kendi âmirini aldığı emirden haberdar eder.

Madde 30 - Emirler açık, kısa ve kesin olmalı ve astın verilen emri tamamen anlayacağına ve anladığına dair emir veren âmire kanaat gelmelidir. Bir vazife veya hizmetin yapılması için yalnız emir vermek yetmez; verilen emri zamanında takip etmek ve istenilen işin başarılmasını emniyete almak her âmirin vazifesidir.

İcabında verilen emrin ne vakte kadar yapılması lâzım geldiği ve emrin yapılma tarzı da açıkça bildirilmelidir. Bu vakti tâyin ve tahditte âmir çok hesaplı ve toleranslı davranmalı, olmıyacak veya vazifeyi eksik bırakacak vakit darlığına meydan verilmemelidir.

Madde 31 - Verilen emirler, katî bir mecburiyet olmadıkça veren tarafından değiştirilmemelidir. Buna mecbur olmamak için de emri verirken onun tatbik ve icra kabiliyetini iyi düşünüp hesap etmek lâzımdır. Emri verenin kendisini daima emri yapacak olanın yerine koyması gerekir. Emirlerin değiştirilmesi kararsızlığı gösterir; bu da itimadı bozar ve astı gevşekliğe ve itimatsazlığa sürükler. Fakat emir değiştirecek mühim sebepler çıkınca değiştirmemekte de ısrar etmemelidir.

Madde 32 - Emirler, hizmetin mahiyetine göre verildiği esnadaki şartlara ve hizmetin taallûk ettiği talimatnamelerin icaplarına tâbi olarak sözlü veya yazılı olarak verilir. Anlaşılmada yanlışlıkları bertaraf etmek için uzun ve karışık emirler mümkün olan hallerde yazılı olarak verilmesi veya ast tarafından not edilmeli ve esasları tekrar edilmelidir. Emrin ağızdan veya yazılı olarak verilmesi hususunu takdir âmire aittir. Ast'ın muhtemel sorumluluğunu bertaraf etmek için bu bakımdan mühim olan emirler mümkün olan hallerde yazılı olarak verilmelidir. Emir, tekrarından maksat ast tarafından anlaşıldığına kanaat getirmek ve tamamı tamamına, zamanında yapılmasını temin etmektir. Bu sebeple sözlü emir alan her astın kendiliğinden emri tekrar etmesi kaidedir. Lüzum ve imkân oldukça emir ast tarafından not edilmelidir. Hitap mahiyetindeki kısa emirlerin tekrarına lüzum yoktur.

Madde 33 - Emirlerin, hizmete mütaallik olması (Silâhlı Kuvvetler İç Hizmet Kanunu madde 8 ve 16) ve kanun ve nizamları ihlâl etmemesi şarttır. Ancak, Askerî Ce-za Kanununun 41 inci maddesinin b fıkrası şümulüne giren haller haricinde ast, aldığı emri kanun ve nizama uygun bulmasa bile emri yapar ve ondan sonra şikâyet eder.

Amirin verdiği emir Askerî Ceza Kanununun 41 inci maddesinin b fıkrası şümulüne giren hallere mütaallik ise emir ifa olunmaz ve fakat gecikmeksizin en kısa yoldan bir derece yukarı âmire malûmat verilir. Bu takdirde emrin yapılmasından doğacak bütün mesuliyet ast'a aittir.

Madde 34 – (Değişik:RG-30/5/2013-28662)

Herhangi bir komutanın merkezden veya gemisinden uzaklaşması veyahut hizmet edemeyecek derecede mazeretinin vukuu halinde, kuruluşuna göre rütbe ve kıdemce komutanın rütbesine en yakın muharip sınıfa mensup ast vekil bırakılır.  (Değişik cümle:RG-25/11/2017-30251) Ancak; komutanın rütbesine en yakın muharip sınıfa mensup personel ile aynı rütbede komutan yardımcısı ya da ast birlik komutanı varsa komutan yardımcısı veya ast birlik komutanından kıdemli olan, gemilerde 2 nci komutan, Hava Kuvvetleri Komutanlığında; uçuş birliklerinde uçucu subay, hava savunma birliklerinde hava savunma sınıfı subay, kontrol ihbar birliklerinde kontrol ihbar sınıfı subaylardan rütbece en kıdemlisi vekil bırakılır.

Muharip olmayan sınıflarda ise sınıf ve hizmetin özelliği dikkate alınarak rütbe ve kıdemce en yakın ast vekil bırakılır.

Komutanlığına hem muharip sınıftan hem de muharip olmayan sınıftan personelin atanabildiği birliklerde komutana rütbe ve kıdemce en yakın ast vekil bırakılır.

Vekâlet durumu üst makamlara bildirilir, ast birlik ve personele tebliğ edilir.

Vekâlet verme imkânı olmayan müstesna hallerde, (birinci fıkradaki istisnai durumlar hariç) rütbe ve kıdemce en yakın muharip sınıfa mensup veya muharip olmayan sınıflarda rütbe, kıdem ve hizmetin özelliği itibarıyla en yakın şahıs, hiçbir emir beklemeksizin derhal komutayı ele alır. Böyle haller, sebebiyle birlikte daha büyük amire bildirilir. Vekâlet uzun müddet sürecek olursa yetkili makamın tensip ve emredeceği şahıs, emir ve komuta makamına gelir.

Karargâh ve kurumlarda vekâlet işleri, karargâh ve kurumların bağlı bulundukları komutan ve makamlar tarafından tanzim ve emredilir.

 

5 - Günlük emir

Madde 35 - İç hizmetlerin ve bütün vazifelerin intizam ve disiplin içinde yürümesini ve her türlü işlerde görülen yolsuzlukların ve noksanların giderilmesini temin için kıt'a ve garnizon kumandanları, karargâh ve kurum âmirleri icabettikçe günlük emir çıkarırlar.

Günlük emre gerektiğinde yapılması lâzımgelen sürekli işlere ait umumi maddelerde yazılabilir.

Madde 36 - Alaydan (Deniz ve havada benzeri) yukarı makamların çıkaracakları günlük emir, emrin yapılması gerekli görülen en küçük birliklerin sayısı kadar hazırlanır ve gönderilir.

Madde 37 - Alaylarda (Deniz ve havada benzeri) müstakil ve müfrez birlikler yukarı makamlardan alınan günlük emirleri kendilerine maledinerek, bunun için de daha aşağı makamlara aynen tebliği lâzım gelenler varsa bunları, aynen tebliğ ederler, diğerlerini kendilerinin çıkaracakları (günlük emre) esas tutarlar ve kendilerince düşünülen ve yaptırılmak istenen başka hizmetler varsa bunları da ilâve ederek günlük emirlerini, emirlerindeki daha küçük birliklerin adedine göre yazılı olarak hazırlarlar ve yollarlar.

Madde 38 - Bölüklerde (birlik ve bataryaların, gemilerde bölüm âmirleri) günlük emirleri (birlik, batarya) kumandanı tarafından görevlendirilen personel tarafından bölük (Birlik, batarya, bölüm) subay ve astsubaylarının her birine tebliğ ettirir. Emri okuyan her subay ve astsubay emrin altına imza koyar ve müsaade edilen emirler için icabeden notu alır. Bu günlük emir bilâhare dosyasına konur.

Havada uçuş filoları ve benzeri birliklerde alınan günlük emirler birlik kuman-danı tarafından ilgili personele topluca okutturulup imza ettirilerek dosyaya konur.

Madde 39 - Bölük kumandanı; günlük emirden bölük erbaş ve erlerine aynen tebliğ edilmesi lâzım gelenleri bölüğün tutacağı günlük emir defterine geçirir. Ve bölüğün iç hizmetine ait ayrıca bir diyeceği varsa bunu da ilâve eder. Bu emir akşam yoklamasından sonra bölük nöbetçi subayı, nöbetçi astsubayı veya nöbetçi erbaşı tarafından bütün erbaş ve erlere okunur ve anlatılır.

Madde 40 - Devamlı talimat :

a. Tarifi : Kıt'a ve kurumlarda taktik ve idari hizmetlerden genel olarak her zaman aynı şekilde cereyan eden ve talimname ve yönetmeliklerde bulunmayan hususlar için ne gibi usul ve esaslar takibedileceğini tesbit ve emretmek üzere kumandanlık tarafından evvelden hazırlanan yönetmeliklere denir.

b. Her kıt'a veya kurum, mevcut şartlara ve bir kademe üst birliğin devamlı yönetimine uyarak gerekli ve verimli usulleri kendisi tesbit ederek bir devamlı yönetmelik hazırlar.

Bu yönetmelik değişen şart ve usullere uydurulur.

 

B) PERSONEL İŞLERİ

 

1 - Müracaatlar

Madde 41 - Her asker, resmi ve şahsi işlerinden dolayı müracaatını söz veya yazı ile en yakın âmirinden başlıyarak silsile yolu ile yapabilir.

Yazılı müracaatlar dilekçe ile yapılır. Dilekçeler iyi düşünülerek ve açık dille, maksadı en iyi ifade edecek surette kanun ve nizamlara uygun olarak yazılmalıdır.

Ağızdan yapılan müracaatlarda da aynı kaidelere uyulur.

Silâhlı Kuvvetlerde görevli sivil personelin de müracaatları aynı usul ve kaidelere uyularak yapılır.

Madde 42 - Amirler; astların sözlü veya yazı ile olan her türlü müracaatlarını sükûnet ve iyi kalplilikle dinlerler ve incelerler. Bunlardan uygun olanları kendi salâhiyetleri içinde ise kendileri neticelendirirler. Salâhiyetleri dışındakileri icabediyorsa kendi fikirlerini de yazarak en geç üç gün zarfında daha büyük makama gönderirler.

Yetkili makam da en geç bir ay içinde neticeyi müracaat sahibine bildirmeye mecburdur.

Madde 43 - Askerler ve Silâhlı Kuvvetlerde çalışan sivil personel geçici veya hususi bir memuriyet ile doğrudan doğruya bağlı olmadıkları diğer bir âmir emrinde bulundukları esnada, muvakkat âmir, mezkûr personelin sözlü veya yazı ile olan her türlü müracaatlarını kabul ederek işlem yapar, yetkileri dışındakileri müracaat edenin esas âmirine bildirir.

 

2 - Şikayetler

Madde 44 - Şikâyetler ilk âmir vasıtasiyle silsile yolu ile yapılır. Toplu olarak şikâyet yasaktır.

Madde 45 - Şikâyetleri incelemeye yetkili olan âmirler bizzat şikâyeti neticelendirirler. Daha yukarıdaki âmirlerin karar ve hükümlerine luzüm gösteren şikâyetleri onlara bildirirler ve alacakları hüküm ve kararlarını şikâyetçiye tebliğ ederler.

Madde 46 - Erbaş ve erlerin, sivil memurlara ve sivil şahıslara ait şikayetlerinin işlemi de askerî makamlar vasıtasiyle yürütüldükten sonra ait olduğu makama verilir. Ve o makamın icraatı alınıp şikayetçiye bildirilir.

Subay, askerî memur, astsubay ve sivil personelin şikâyetleri de bu tarzda yürütülebilir.

Madde 47 - Amirin yüzüne karşı kendisinden şikâyet yasaktır. Ötede beride âmirinden şikâyet edeceğini söylemek, işi dedikoduya çevirtmek de cezai muciptir.

Madde 48 - Yapılan şikâyet üzerine âmirlerin verdikleri hükme ve yaptıkları icraata razı olmayan şikâyetçi ve şikâyet edilen mertebeler silsilesi yolu ile yüksek âmirlere itirazda bulunabilir.

Madde 49 - Nöbetçi bulunanların nöbet hizmetinden olan şikâyetleri nöbetindeki silsileye uyularak ilk âmirine yapılır, bunda da yukarıdaki kaidelere riayet olunur.

 

3 - Mükâfat

Madde 50 - Türk Silâhlı Kuvvetleri mensuplarının görecekleri en büyük mükâfat, vazifelerinde ahlâk ve ilim itibariyle parlayıp âmir ve üstlerin sevgilerini ve itimatlarını kazanmak suretiyle iyi not veya sicil almak; terfi ve terakki yolunda durmadan ilerlemek ve daha yükselmek şeklindeki muvaffakiyettir.

Madde 51 - Her âmir maiyetindekilerin gayret ve muvaffakiyetlerini bitaraf ve müşvik bir bakışla daima tetkik ve takip ederek maddi mükâfatlar için elde bulunan kanun ve nizamlara göre bir hak ve menfaat kazanmalarına delâlet etmeli ve manevi mükâfatlar için tamimlerle takdir, üstlere arz ve tavsiye suretiyle hakları olan tergip ve mükâfat fırsatını kaçırmamalıdır. Ancak, herkes kendisine verilen vazifeyi çok iyi ve tam olarak vaktinde yapmakla mükelleftir. Bu sebeple, (Vazifesini yapmıştır, vazifesini vaktinde yapmıştır.) diye mükâfatlar dağıtmak, taltifte ifraata varmaktır. Ve bu hal vazifenin mükâfat karşılığı olarak yapılacağı hissinin ve düşüncesinin Silâhlı Kuvvetlere aşılanması gibi mahsurlu neticeler verir.

Madde 52 - Vazife sahiplerinin taltife hak kazanabilmesi için çok iyi ve tam vaktinde yapılması lâzım gelen vazifeleri büyük zorluklar karşısında, takatın üstünde kuvvet ve kudret sarfederek yılmazlık ve cesurluk göstererek herkesi imrendirecek ve umumun takdirini celbedecek parlak bir şekilde yapmış ve tamamlamış olmaları şarttır. Umumi bir ölçü olarak yalnız bu esas dahilinde yapılacak mükâfat daima müessir ve teşvik edici olur.

Madde 53 - Kanun ve nizamlara göre mükâfata hak kazanan personelin işbu mükâfatlarını tertip edilecek özel törenlerle herkesin önünde vermek, madalya alanların madalyalarını kıta toplantıları yaptırarak umumun önünde en büyük üst eliyle takmak; erbaş ve erlerden nişancı işareti kazananlara ve sair ihtisas er ve erbaşlara verilecek diploma atış, eğitim ve okuma yazma birinciliklerine verilecek para veya eşyayı kıta toplantıları yaptırarak umumun önünde özel bir törenle ve en büyük üst'ün eliyle vermek ve her defasında diğerlerinin de bu gibi muvaffakiyetler kazanmalarını teşvik ederek ve bunları kazananların yükselen itibarlarını canlandıracak sözler söylemek, resimlerini askerî neşriyatla yayınlamak uygun olur.

Personelin mükâfat belgeleri sicil esas kayıt defterine işlenir ve şahsi dosyalarında muhafaza edilir.


4 - Ceza

Madde 54 - Silâhlı Kuvvetlerde ve her şeyin üstünde tutulması iktiza eden disiplinin muhafazası için kanun, nizam ve emirlere aykırı hareket edenler suçları nispetinde cezalandırılır.

Cezanın Silâhlı Kuvvetler disiplini bakımından fayda ve tesiri, suçluyu uyarmak ve maddeten mutazarrır etmekle beraber daha ziyade diğerlerine ibret olmasındadır. Binaenaleyh, ceza tam bir adaletle ve tam zamanında verilmelidir. Disiplin cezalarının verilmesi ve tatbikı özel kanunda yazılı olduğu gibidir.

Madde 55 - Disiplin âmirleri tarafından subaylara, askerî memurlara, ast subaylara ve sivil personele verilen cezalar, cezanın kısaca sebep ve mahiyeti, ceza görenin kimliği ve cezanın tatbik tarihi ile nihayet 2 gün içinde bir derece üst âmire yazı ile bildirilir, sicil Esas Kayıt defterine geçirilir ve dosyasına konulur.

Gemilerde disiplin yolu ile cezalandırılan subay, astsubay, erbaş ve erlerin cezaları ikinci kumandan tarafından infaz edilir.

Erbaş ve erlerin disiplin cezaları bölük kumandanına en kısa zamanda bildirilir.

Askerî mahkemelerle disiplin âmirleri tarafından hükmolunan ve tatbik edilen cezaların ikmalinde cezalının kimliği, cezanın mahiyeti ve bittiği gün hakkındaki malûmatla birlikte her ay zarfındaki vukuat ay nihayetinde alay ve muadil makamlardan üst makamlara bir cetvel ile muntazaman bildirilir.

Madde 56 - Disiplin yolu ile cezalandırılan subay, askeri memur, astsubay ve sivil personel cezasını bitirdikten sonra nihayet 48 saat zarfında cezayı veren âmir aynı garnizonda ise bunun bir derece astı ile beraber o âmirin ve eğer cezayı veren âmir aynı garnizon haricinde ve uzakta ise en büyük âmire gidip cezasını çektiğini saygı ile bildirir. Eğer cezayı veren kendisinin ilk âmiri ise yalnızca gider. Amirler de bir daha bu gibi bir cezaya uğramaması temennisiyle münasip güzel sözler söyler.

 

5 - İzin

Madde 57 - Silâhlı Kuvvetler mensuplarının izin işleri askeri izin kanununa ve bu kanunun tatbik usullerini gösteren izin nizamnamesine göre tanzim olunur.

İzinli bulunurken vaktinde kıt'asına veya memuriyetine dönemeyecek kadar sıhhi mazereti çıkanlar :

a. Merkez Kumandanlığı bulunan yerlerde bu kumandanlığa müracaat edilerek askerî tabiplerce, Merkez Kumandanlığı olmayan yerlerde ise askerlik şubeleri başkanlığına müracaat edilerek askerî tabibe askerî tabip yok ise Hükümet tabibine muayene olup mazereti tevsik edilir.

b. Ailesi fertlerinden birinin ağır hastalığı veya ölümü, kaza, doğum, yangın gibi beklenmeyen felâket karşısında kalanlar izninin uzatılması için keyfiyeti yazılı olarak en çabuk muhabere aracı ile ve ivedi olarak ilk âmirine (Gemilerde gemi kumandanı) bildirmeye ve yeniden izin almaya mecburdur. Amir tarafından izni uzatılmadığı takdirde izinli bu müracaatla alacağı cevap arasında geçen müddet için sorumlu tutulmaz. Bu müddet hiç bir suretle 6 günü geçemez. Bu süre içinde cevap alamayan şahıs derhal görevi başına döner. Şu kadar ki, izinli, mahallin garnizon veya merkez kumandanının, Deniz Üs Kumandanlığına, Askerlik Şubesi Başkanlığına veya yoksa Jandarma Kumandanlığına müracaatla mazeretini belgelemeye ve alacağı rapor ve belgeyi mezkûr makamlara tasdik ettirerek dönüşte izin belgesi ile birlikte âmirine vermeye mecburdur. Bu suretle hareket etmeyerek izin müddetini geçirenler hakkında Askerî Ceza Kanununa göre işlem yapılır. Bu şekilde mazereti olanlar eğer senelik izinlerinin tamamını kullanmış bulunurlarsa ve izini de uzatılacak ise İzin Kanununun 3 üncü maddesi mucibince gelecek seneki istihkakına mahsuben izin verilir.

Madde 58 - Hava ve yol halleri nakil vasıtalarının vaziyeti sebepleri ile vukua gelecek gecikmeler, alâkadar nakil vasıtaları idarelerinin veya mahalli kumandanın (Garnizon, merkez, deniz üs, jandarma) onanmış belgeleri ile tevsik edilmek lâzımdır.

Madde 59 - Bir mahalle izinli giden her askerî şahıs ayrılmadan evvel kendi kıt'a veya kurum âmirine gideceği yerdeki adresini vermeye veya değiştirirse bildirmeye mecburdur.

Madde 60 - Yabancı memleketlere izinli gidenler sivil elbise giyerler. Bunlar izinli giderken ayrıca usulüne göre pasaport muamelesine de tabidirler ve gittikleri yerlerdeki Türkiye Cumhuriyeti Elçiliğinde yoksa konsoloshanesine giderek ziyaret yapmaya, gittiği yerde bunlar yoksa en yakın elçilik veya konsolosluğa yazı ile yerini ve adresini bildirmeye mecburdurlar.

Madde 61 - İzin yılı her senenin ilk ayından itibaren başlar ve izin hakları ve izin sıraları ona göre tanzim olunur.

Madde 62 - Kıt'alarda umumi mesai ve hizmet zamanı kalk borusunda başlar, gece yoklamasından sonra biter. Karargâh, daire ve kurumlarda günlük vazife müddeti en az 6 saattir. Bunun mevsim, iklim ve ahvale göre tanzimini garnizon kumandanları, daire ve kurum âmirleri yapar.

Askerî okullarla sınıf okullarında görevli sınıf subayı öğretmenlerle askerî ve sivil öğretmenlerin okutmakla mükellef bulundukları ders saatleri dışında olmak üzere hangi hallerde mesai saatleri dahilinde okulda bulunmaları mecburiyetinden vareste tutulacakları ile ilgili hususlar okullar talimatında gösterilir.

Madde 63 - Sıhhi mazereti olmadığı halde âmirlerinden müsaade almaksızın vazifeleri başına gelmeyenler veya geç gelenler, bu hareketleri kanunda muayyen bir suç teşkil etmediği ve muayyen bir ceza ile karşılanmadığı hallerde, disiplin cezası ile cezalandırılırlar. Bu hal tekerrür ederse her defasında ceza şiddetlendirilmekle beraber siciline de geçirilir.

Madde 64 - Nöbetçi olmayan kışlada gece vazifesi olmayan veya kendisine ayrıca hususi vazife verilmeyen subaylar, askerî memurlar, astsubaylar ve sivil personel bakım, yerleşme ve ertesi günkü vazife ve hizmetlerini tanzim ettikten sonra kışladan ayrılabilirler.

Madde 65 – (Değişik: RG-05/02/2000-23955)

Erbaşlar ve erlerin memleketlerine verilecek yıllık izin süreleri ve izin verilme şekilleri, 21 Haziran 1927 tarihli ve 1111 sayılı Askerlik Kanununun 77 nci maddesine göre yürütülür.

Erbaş ve erlere önemli mazeretleri nedeniyle yetkililer tarafından izin kâğıdı ile bir gün izin verilebilir.

Erbaş ve erlere; bulundukları garnizonda geçici ikamet eden annesi, babası ve eşi ile geçici veya daimi ikamet eden evli erkek ve kız kardeşlerinin yanına evci belgelerini Merkez Komutanlığına onaylatmak suretiyle gece yatısı izini verilebilir.

Kendisinin veya ailesinin ikamet ettikleri garnizonlara dağıtım olup, evci çıkanların evcilik işlemleri iptal edilir ve dağıtımları başka garnizonlara yapılır.

Gece yatısı izni, görevi aksatmayacak şekilde, gerekirse dönüşümlü olarak Cuma akşamı başlar ve Pazar günü akşamına kadar devam eder. Ulusal ve dini bayramlarda ise, bayram tatili ile başlar ve bayramın son günü akşamı sona erer. Evci çıkanlar, belgede belirtilen yerlerden başka yerlerde yatamazlar.

Evli olan erbaş ve erlere bu izinler dışında hafta ortasında, gece dersinden sonra başlamak ve sabah talimi başlangıcında sona ermek üzere yalnız bir gece daha izin verilebilir.

(Ek yedinci fıkra: RG-06/06/2003-25130) (Değişik yedinci fıkra:RG-26/12/2014-29217) Noksan hizmetlerini tamamlamakta olan erbaş ve erlere, noksan hizmetin tamamlatıldığı birlik/kurumun bulunduğu il/ilçe mülki sınırları içinde ikamet ettiklerini yazılı olarak bildirdikleri üçüncü fıkrada yazılı kanuni yakınları yanına beşinci fıkradaki gün sınırlamasına bağlı kalınmaksızın noksan hizmet sürelerinin her günü için ulaşım imkanları dikkate alınarak noksan hizmetin tamamlatıldığı birlik/kurum amirliği tarafından mesai bitiminden ertesi günün mesai başlangıcına kadar gece yatısı izni verilebilir.

Gerek mazereti ve gerekse gece yatısı izni nedeniyle kıt’a, karargâh ve askerî kurumlarından izinli olarak ayrılan erbaş ve erlere, izin veren amir tarafından her defasında birer belge verilecektir.

Gece yatısı izinleri, yetkili amirler tarafından düzenlenir.

Madde 66 - Hafta tatili ile dinî ve ulusal bayramlarda izinli çıkacak erbaş ve erler her bölükten bir astsubay veya erbaşın emri altında topluca kışladan çıkarılır. Kışla, kasaba veya şehirden uzaksa izinli erbaş ve erleri getirip götürmek için birlikçe araç tahsil edilebilir.

Madde 67 - Acemi erlerin gece yatısına izinli bırakılması ancak bir ay eğitim gördükten sonra caizdir. Bunlara yukarıdaki maddelerdeki ahval ve şerait içinde izin verilmesi ancak askerce giyinip kuşanmayı, askerin şerefini koruma usullerini ve selâmlamayı iyice öğrenmiş ve izin verene güven gelmiş olmasına bağlıdır.

Madde 68 - Gemilerde fiilen mevcut personel her branş için üç izin vardiyasına ayrılır, iki vardiya izine gönderilir. İzinli olmayan vardiya ve nöbetçi gemilerdeki personel geçici görevler dışında hiç bir surette gemiden ayrılamazlar. Gemi kumandanları manevra ve tatbikatlar hariç geminin bulunduğu liman şartları, geminin emniyeti ve görevleri gözönünde tutularak subay ve astsubaylardan üçte birini mesai saatinden sonra evlerine gönderebilirler. Üç izin vardiyası yapılamıyan gemilerde personel gemi kumandanının tertibine göre 2 izin vardiyasına ayrılır. Bir vardiya izinli gider diğer vardiya gemide kalır.

a. Memleket dâhili limanlarda bulunulduğu zamanlarda personelin yatı veya günlük izinleri mevcut en büyük kumandan tarafından tanzim olunur.

b. Gemi yabancı sularda ve limanlarda bulunduğu takdirde personelin izinleri elçilik ve konsoloshanelerimizce mahallî Hükümet arasındaki anlaşma gereğince mevcut en büyük kumandan tarafından tanzim ve idare olunur.

Madde 69 - İzinli çıkacak er ve erbaşların da kıyafetleri nöbetçi çavuş ve nöbetçi subayı tarafından sıra ile gözden geçirilerek kıyafetinde kusur görülenlere, kusur giderildikten sonra izin verilebilir.

İzinlilere, sıhhatlerine ve ahlâklarına fena tesir yapacak âdi yerlerde gezmeleri, fena ve tanımadıkları şüpheli adamlarla görüşmemeleri, rastlayacakları bütün Silâhlı Kuvvetler mensuplarına selâm vermekte ve saygı göstermekte asla kusur etmemeleri, edep ve terbiyeden ayrılmamaları, askerliğe ve vazifeye dair dışarıda hiç bir kimseye hiç bir söz söylememeleri, hasılı, askerliğin istediği ciddiyeti, sır saklamasını ve askerî elbisenin şerefini korumaları her defa izinli giderken hatırlatılmalıdır.

Madde 70 - (Değişik: RG- 11/01/1991-20752)

(Değişik birinci fıkra: RG- 31/05/1991-20887) Memlekete İzin : Askerlik Kanununun erbaş ve erlere askerlik hiz-meti müddeti zarfında verilmesine müsaade ettiği izin asgari tabur, müstakil ve müfrez bölük komutanları (Deniz ve Hava Kuvvetleri Komutanlıkları ile Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığında eşidi) makamlar tarafından verilir.

İzinli gidenin eline izin yerini ve gününü gösteren tasdikli ve fotoğraflı matbu bir izin belgesi verilir.

İzinliler iskele ve demiryollarının, durak yerlerindeki yollama memurlarının buyruklarına ve nakil vasıtalarının talimatlarına uygun hareket etmeye mecburdurlar.

Madde 71 – (Değişik fıkra: RG-16/5/2012-28294) Er ve erbaşlar; Genelkurmay Başkanlığınca müsaade edilen haller ile yıllık izinlerini kullandıkları veya hava değişiminde bulundukları müddet içerisinde sivil elbise giyebilirler. Ancak, bunlar tarlalarında ve iş yerlerinde çalıştıkları zaman sivil elbise giymeye mecburdurlar.

 

6 - Kıyafet

Madde 72 - Silâhlı Kuvvetler mensupları vazife başında giyecekleri üniformanın şekilleri ve elbisenin kumaş, rengi ve biçimi Silâhlı Kuvvetler Kıyafet Kararnamesine ve kullanacakları eşya ve teçhizat da resmî surette kabul edilen teçhizat talimatları ile tesbit edilen örneklerine uygun olacaktır. Özel kanun mucibince subay ve astsubaylara verilen eğitim, vardiya ve iş elbiseleri, barışta eğitim ve tatbikat yerleri ile kışla sahasından gayri yerlerde giyilemez.

Her asker, Silâhlı Kuvvetlerden ilişiği kesildiği tarihten itibaren bir ay içinde üniformasını çıkarmaya mecburdur.

Emekli subay, askerî memur ve astsubaylar davet edildikleri ulusal bayramlarda resmî elbiselerini giyebilirler.

Her asker, kıyafet kararnamesine göre giyinmeye ve her âmir ve üst de bu kararnamenin muhteviyatını itina ile yerine getirmeye mecburdur. Aksine hareket cezai muciptir.

Madde 73 - Elbise, eşya ve teçhizatta sökük, yırtık bulunması hiç bir veçhile caiz değildir. Bütün düğme ve kopçalar tam ve ilikli bulunacaktır.

Soğuk mevsimlerde ve yağışlı havalarda yapılacak karşılama ve uğurlamalarda; kıt'a dışında bulunan subay ve askerî memurların ve astsubayların kaput giymeleri, karşılama ve uğurlamayı yapacak kumandanca verilecek emirlerle düzenlenir.

Madde 74 – (Değişik fıkra: RG-16/5/2012-28294)  Erbaş ve erlerin sivil elbise giyebilecekleri durumlar Genelkurmay Başkanlığınca düzenlenir. Hususi vazifeler sebebi ile vazife esnasında sivil elbise giymek, amirin müsaadesine bağlıdır. Ancak, erbaş ve erler, bu Yönetmeliğin 71 inci maddesi ile 78 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentlerinde sayılan hallerde sivil elbise giyerler.

Yabancı memleketlerdeki hususi geziler, sivil elbise ile yapılır. Ancak, askerî ataşeler, müşavirler, murahhaslar ve askerî manevralara davet gibi resmî mahiyette iştirak edenler gerektiğinde askerî kıyafette bulunurlar.

Görev, tatbikat, ziyaret dolayısıyla yurtdışında bulunan birliklerde görevli uzman erbaş, uzman jandarma, erbaş ve erlerin toplu gezi, resmî ziyaret, kültürel etkinlikler ve diğer ülkelere mensup askerî personel ile resmî münasebetleri dışında, özel izne çıkışlarında birlik veya gemi komutanının alacağı tertibe göre sivil elbise giyebilirler.(1)

Madde 75 - Her garnizonda üniforma ile girilebilecek eğlence yerlerinin ve bunlardan dans edilebilecek olanlarının da tâyini ve icap edenlere bildirilmesi garnizon kumandanına aittir.

Madde 76 - Müsaade ile umumi yerlerde müzik aleti çalan askerî bando mensupları üniformaları ile bulunamazlar.

Madde 77 - a. Subayların, askerî memurların ve astsubayların vazife sırasında üniformalı bulunmaları mecburidir. Hangi hizmetlerde sivil elbiseli bulunabileceği vazifenin mahiyetine göre Kuvvet Komutanlıkları veya Genelkurmay Başkanlığınca tesbit edilir.(2)

Hizmete sivil kıyafetle gelmek veya ayrılmak bulunulan vazifenin mahiyetine göre Genel Kuvvet Komutanlıkları ve Genelkurmay Başkanlığınca düzenlenir.

Ancak :

(1) Üniformayı teşkil eden kısım ve teferruat sivil giyimde kullanılamaz.

(2) Sivil elbise mevsime uygun, temiz ve ütülü olmalıdır.

(3) İzinli bulunurken ziyaret maksadiyle sivil elbiseli olarak görev yerine gelen personel, nöbetçilerine kendisini tanıtmaya mecburdur.

b. Donanmanın harp ve yardımcı gemilerinde görevli subay ve astsubaylar, göreve geliş ve ayrılışlarında sivil elbise giyebilirler.(3)

Madde 78 -(Değişik :RG-09/08/2005-25901)  Subay ve astsubay, uzman jandarma ve uzman erbaşlar aşağıdaki durumlarda sivil elbise giymek zorundadırlar.

a. Adlî yargı makam ve mercileri ile tutuklu veya hükümlü olarak askerî yargı makam ve mercilerine çağrıldıklarında,

b. Tutuklu veya hükümlü olarak hastanelere sevk edildiklerinde,

c. Açıkta bulundukları süre içerisinde.

Madde 79 - Subay ve astsubaylar, hizmet dışında da resmî veya sivil elbise ile zatî tabancalarını göze görünmeyecek şekilde taşıyabilirler.(1)

Madde 80 – (Değişik:RG-26/12/2014-29217)

Askerî kimlik kartı, kişinin Türk Silahlı Kuvvetleri personeli olduğunu ve kimliğini gösteren resmî belgedir. Türk Silahlı Kuvvetleri mensupları, güvenlik ve istihbarat gibi nedenlerle Genelkurmay Başkanlığınca belirlenecek istisnai durumlar dışında, kimlik kartlarını resmi ve sivil olarak her zaman üzerlerinde bulundururlar. Yetkili makamlarca talep edilmesi durumunda kimlik kartının gösterilmesi zorunludur.

Askerî kimlik kartının kapsamı, içeriği, kullanılacak fotoğrafların özellik ve niteliği, hak sahipleri, şekli, ebadı ile yürürlük, değiştirme ve geçerlilik tarihleri, taklit, tahrif ve sahtecilikten korumak maksadıyla askerî kimlik kartı üzerine konulacak güvenlik unsurları, basım, dağıtım, personele teslimat, kullanım ve iptal aşamasında uygulanacak sistem ve teknoloji, giriş kontrol, elektronik imza, elektronik cüzdan gibi kart uygulamaları, kart ücreti, askerî kimlik kartının kaybı, özelliklerini yitirmesi ve değiştirilmesi halinde yapılacak işlemler ile diğer hususlar yönerge ile belirlenir.

Türk Silahlı Kuvvetleri personelinin; temin, yetiştirme, istihdam, emeklilik, ayırma, atama, yer değiştirme, görevlendirme, seferberlik ve özlük hakları gibi işlemleri ile askerî hizmetlerin yürütülmesine ilişkin diğer işlemler için ihtiyaç duyulacak kişisel verileri; amirleri ile Kuvvet Komutanlıkları, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığınca (Millî Savunma Bakanlığında çalışan sivil personelin kişisel verileri Millî Savunma Bakanlığınca, Genelkurmay Başkanlığında çalışan sivil personelin kişisel verileri Genelkurmay Başkanlığınca) personel bilgi sistemlerinde ve özlük dosyalarında muhafaza edilir. Bu fıkrada belirtilen maksatlarla veya bir hakkın tesisi, kullanılması veya korunması için veri işlenmesinin zorunlu olması durumunda, Türk Silahlı Kuvvetleri personeline ait kişisel veriler, kişilerin açık rızası olmadan işlenebilir.

Askeri kimlik kartlarında kullanılmak üzere elde edilen, şahsi dosyalarda muhafaza edilen veya personel bilgi sistemlerinde bulunan kişisel veriler ve kayıtlar gizlidir. Belirlenen amaçlar dışında kullanılamaz. Bu kayıtların tedbirsizlikle veya hukuka aykırı amaçlarla yok edilmesini, kaybolmasını, değiştirilmesini, yetkisiz olarak açıklanmasını veya aktarılmasını veya başka şekillerdeki tüm hukuka aykırı işlemleri önlemek için korunacak verinin niteliği, teknolojik imkânlar ve uygulama maliyetine göre uygun teknik ve idari tedbirler alınır.

Bu Yönetmelik ve ilgili diğer kanun ve yönetmelik esaslarına uygun olarak işlenmiş olan kişisel veriler, işlenmesini gerektiren sebeplerin ortadan kalkması halinde, resen veya ilgili kişinin talebi üzerine veri sorumlusu tarafından silinir veya yok edilir. İlgili kişi tarafından talep edildiğinde verilerin silindiğine dair belge düzenlenir ve ilgilisine verilir.

Bu madde kapsamında belirtilen işlemlerin yerine getirilebilmesi maksadıyla ihtiyaç duyulan nüfus ve adres bilgileri, Genelkurmay Başkanlığı ile İçişleri Bakanlığı arasında imzalanacak protokol esaslarına uygun olarak Kimlik Paylaşım Sisteminden elektronik ortamda alınır. Bu veriler kuvvet komutanlıkları, Jandarma Genel Komutanlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı ve ihtiyaç duyulan diğer askerî makamlar ile elektronik ortamda paylaşılabilir.

Madde 81 – (Değişik:RG-26/12/2014-29217)

Askeri şahıslarla ilgili siciller ve diğer resmi kağıtlarda renkli fotoğraf kullanılır. Bu amaçla çektirilecek fotoğraflar için kıyafet günlük elbisedir. Baş açık ve tıraşlı olmalıdır.  Pasaport ve özel vazife belgesi alanların fotoğrafı yerine göre sivil veya resmi kıyafetli olabilir. Bu fotoğrafların özellikleri, kullanım yerine göre nizamlarla belirlenir.

Posta gönderilerinin denetlenmesi

Madde 81/A – (Ek:RG-26/12/2014-29217)

Uzman erbaşlar hariç erbaş ve erler ile askeri öğrenciler tarafından gönderilen ve bunların kendilerine gelen posta gönderileri, ilgilinin amiri tarafından denetlenebilir.

Bunlar tarafından yazılan mektuplar, zarfı kapatılmaksızın amirlerine teslim edilir. Gönderilmesinde sakınca görülmeyen mektupların zarfları amirlerince kapatılarak tutanakla postaneye verilir.

Bunlara gönderilen ve açılıp denetlendikten sonra sahiplerine verilmesinde sakınca olmadığı anlaşılan mektuplar, "GÖRÜLDÜ" kaydı konulduktan sonra sahiplerine verilir.

Kıta, karargâh veya kurumun emniyet ve güvenliğini tehlikeye düşüren, istihbarat konusunda zafiyet yaratabilecek nitelikte olan, kişileri hedef gösteren, terör ve çıkar amaçlı suç örgütü veya diğer suç örgütleri mensuplarının örgütsel amaçlı olarak haberleşmelerine neden olan, kişi veya kuruluşları paniğe yöneltecek yalan ve yanlış bilgileri, tehdit ve hakareti içeren, kişinin hayatı ve sağlığı konusunda telafi edilemeyecek sonuçlar doğuracak olumsuz haber ve bilgiler içeren posta gönderileri erbaş ve erler ile askeri öğrencilere verilmez. Bunlar tarafından yazılmış ise gönderilmez.

Madde 82 - Bütün subay, askerî memur ve astsubay, askerî öğrenci er ve erbaşların her nevi süs ve moda cereyanlarından sakınmaları kıyafet ve tuvaletlerinde sadeliği esas tutmaları şarttır. Sivil personel de aynı kaidelere uymak mecburiyetindedir.

Madde 83 - a) Erkekler :

Erbaş ve erlerin (uzman erbaş ve uzman jandarma dahil) saçları; üstte 6 cm. yanlarda ise 2 cm. olacak ve kulak üstüne düşmeyecek şekilde traş edilir.

Subay, askerî memur, astsubay ve askerî öğrenciler; şapka, bere veya kep giydikleri zaman saçları dışarı taşmayacak şekilde traş olurlar.

Subay, askerî memur, astsubay ve askerî öğrenciler ile erbaş ve erler (uzman erbaş ve uzman jandarma dahil) hergün sakal traşı olacaklar ve şapka, bere veya kep içinde kalan saçlar; göze çirkin gözükmeyecek şekilde taranmış olacaktır.(3)

b) (Değişik: RG-25/06/2002-24796) Bayanlar:

Subay, askerî memur, (Ek ibare:RG-26/12/2014-29217) astsubay askerî okul öğrencileri ile Devlet memuru bayan personelin makyajı, aksesuar ve saç tuvaletine ilişkin esaslar aşağıda belirtilmiştir:

1) Anılan personel, dikkat çekici ve aşırı olmamak koşulu ile makyaj yapabilir. Yüze, kahverengi tonlarda hafif fondöten veya pudra sürebilir. Göz için, hafif olmak koşulu ile pastel renklerde göz farı ve eye liner; dudak boyası olarak da, hafif ve uygun tonlu ruj ve lipe liner kullanabilir. Tırnaklarına, açık renk oje sürebilir ve manikür yaptırabilir. Evlilik yüzüğü, bir veya iki adet olmak üzere bilezik veya yüzük ile birlikte şekil ve ebatları Türk Silâhlı Kuvvetleri Kıyafet Yönetmeliğinde belirtilen tek tip küpe takabilir.

2) Saç Tuvaleti :

a) Bayan (Değişik ibare:RG-26/12/2014-29217) subay ve astsubayların saçları, isteğe bağlı olarak kısa veya uzun olabilir. Kısa saçlar, düz veya dömigarson olarak kesilebilir; ancak, saç boyu, ensede ceket yakası hizasını geçemez. Saçını uzatmak isteyen bayan subaylar ise, yan topuz yaparak aksesuarsız toka ile veya topuz filesi ile saç boyu ceket yakası altına düşmeyecek şekilde, ayrıca, saç renginde aksesuarsız toka ile saç uzunluğu ceket yakasından itibaren 15 santimetreyi geçmeyecek şekilde saçlar, isteğe bağlı olarak örülerek veya örülmeden toplanabilir. Saçlar doğal renginde veya koyu sarı, kestane ve siyah renklerde boyatılabilir. Ancak, perma ve röfle yaptırılamaz. Alında, şakak ve yanaklarda bukle veya benzeri süs yapılamaz; saç düşürülmez; gereken hâllerde saçlar, saç renginde aksesuarsız toka ile toplanabilir.

b) Bayan askerî okul öğrencileri, saçlarını isteğe bağlı olarak bayan subaylarda olduğu gibi uzatabilirler. Ancak; boya, perma ve röfle yaptıramazlar.

c) Devlet memuru bayanlar, arzuya bağlı olarak saçlarını uzun veya kısa kestirebilirler. Bayan subayların saç modellerine, ilâveten perma ve röfle yaptırabilirler, saçlarını omuz üzerine serbest olarak bırakabilirler.

Madde 84 - (Değişik: RG-29/12/1996-22862)

Erkek subay, askeri memur, astsubay, askeri öğrenci, erbaş ve erlerin kaşlarını aldırmaları, manikür yaptırmaları, pomat ve fazla koku kullanmaları, favori, biş, sakal ve bıyık bırakmaları yasaktır. Ancak, bıyığın hangi hallerde, görevlerde, zamanlarda ve kimler tarafından bırakılacağı Genelkurmay Başkanınca belirlenir.

 

C - UMUMİ VAZİFELER

 

1 - Mesleğe karşı vazifeler ve Vasıfları

Madde 85 - Vazifesi, Türk Yurdu ve Cumhuriyetini içe ve dışa karşı lüzumunda silâhla korumak olan, Silâhlı Kuvvetlerde her asker kendine düşeni öğrenmeğe ve öğrendiğini öğretmeğe ve icabında son kuvvetini sarf ederek yapmağa mecburdur.

And içme, askerî merasim ve protokol yönetmeliğine göre yapılır.

Madde 86 - Asker, kendisinden beklenen vazifeleri hakkıyle yapabilmek için yüksek ahlâk ve kuvvetli maneviyata sahip olmalıdır.

Her askerde bulunması lâzımgelen ahlakî ve mânevi vasıflar şunlardır :

a. Cumhuriyete, Yurda ve Millete karşı sevgi ve bağlılık,

Cumhuriyet, Yurt, Millet; askerin mukaddesatındandır. Bunlara içerden ve dışardan vaki olacak her türlü tecavüzü karşılamak, def etmek ve lüzumunda bu uğurda hayatını fedadan çekinmemek her askerin borcudur.

b. İtaat : Askerliğin temeli mutlak bir itaattir. İtaat, her astın üstünden aldığı emri hiç bir kayıt ve şart düşünmeden ve en ufak bir tereddüt göstermeden canla, başla yapması, kanunlar ve nizamların dediğinden dışarı çıkmaması ve yasak edilen şeyleri yapmaması demektir. Tam ve kalbi bir itaat, üstün telkin edeceği itimat ve muhabbetle elde edilir.

c. (Değişik: RG-07/09/1999-23809) Sebat ve mukavemet :

Vazife yapılırken karşılaşılacak her türlü zorluk ve yokluklara katlanarak ve asla usanç   ve   yılgınlık   göstermeyerek   sessizce   ve   düzenli   olarak vazifeye devam ve

hizmeti istenildiği gibi tamamlamaktır.

d. Cesaret ve şecaat : Tehlikeden asla korkmayarak ve icabında ölmekten çekinmiyerek iş görmek ve pek yürekli olmaktır. Korkaklık; bir asker için en büyük ve affedilmiyecek bir kusurdur. Bu ayrıca namus ve onuruna leke getirir, nefsini zarardan ve tehlikeden korumak için vazifeyi bırakarak savuşmak veya ihmal etmek bir asker için en şiddetli cezaları mucip olur.

e. Canını esirgememek : Kendinin ve ailesinin rahat ve selâmetinin; Yurdun kurtuluşuna bağlı olduğunu ve bunun için de icabında ölmekten çekinmemek lâzım geldiğini ve vazifenin büyüğünün de küçüğünün de bir ve her ikisinin de nefsinden üstün olduğunu düşünerek zamanında fedakârlıkla hareket etmektir.

f. Harbe hazırlık : Harb, silâh ve vasıtalarının ne suretle kullanılacaklarını iyice öğrenmek, harbin zor ve sıkı devirlerinde hattâ zayiattan dolayı kumandansız kalındığı zamanlarda bile kati ve doğru bir karar vermeye ve iş görmeğe yetecek kadar nazari, ameli bilgi ve tecrübe sahibi olmak, yorgunluk, uykusuzluk ve icabında açlık gibi harbin tab'i olan yoksuzluklarına uzun müddet dayanmak ve katlanmak için vücudu alıştırmak ve bunların hepsinde kendine güvenmeyi temin edecek yüksek kabiliyeti kazanmak ve her an arttırmağa savaşmaktır.

g. İyi geçinmek : Bütün silâh arkadaşlarının kardeşten ileri olduğunu ve icabında aynı ülkü için bir arada kanlarını dökeceklerini düşünerek birbirlerini yürekten sevmek, birbirlerinin onurlarına saygı göstermek, edep ve terbiyeye uymayan işlerden, şakalardan kaçınmak ve daima mertçe hareket etmektir. Her asker, arkadaşının keder ve sevincine ortak olmalı ve icabında onu öğüt vererek ahlâksızlıktan ve türlü tehlikeden korumalıdır. Kezalik arkadaşını fena yola sürüklemenin, kabahatini örtbas etmeğe çalışmanın silâhlı kuvvetlere sonra insanlığa fenalık etmek demek olduğunu her asker bilmelidir. İyi geçinmek için çok lâzım olan şartlardan biri de daha ziyade çalışanları ve bu yüzden sevilenleri kıskanmamaktır.

h. İyi ahlâk sahibi olmak : Askerin ahlâkı ve yaşayışı kusursuz ve lekesiz olmalıdır. Asker, esrarkeşlikten, sarhoşluktan, yalancılıktan borçtan ve kumardan, dolandırıcılıktan, ahlâksız kimselerle düşüp kalkmaktan, hırsızlıktan, yağmadan, yakıp yıkmaktan ve sair bütün fenalıklardan sakınmalıdır. Bunlar vazifenin yapılmasına mâni olurlar, yaşayışı, sıhhati, azim ve cesareti bozar; namusu, lekeler, manevi şahsiyeti öldürür ve her biri ayrı ayrı cezaları üstüne çeker. Asker bunlar gibi yalnız kabahat ve cinayetlerden değil, aynı zamanda dine hürmetsizlikten, iki yüzlülükten, göz boyamaktan, şahsi arzu ve isteklerin temini peşinde koşmaktan, dalkavukluktan, aklını herkesin yükseğinde görerek kendini beğenmekten, şöhret için iyi sayılmıyacak derecede hırs göstermekten, nefsini koruyup çekinmelidir.

Her ne kadar beğenilmek, sözle okşanmak, maddi mükâfat görmek onur ve şan kazanmak arzusu her askerin kalbinde yer tutmalı ise de bunları doğruluktan şaşmayan haklı bir çalışma ile elde etmek mertlik ve namus iktizasıdır.

i. Sır saklamak : Asker, her yerde düşmanın casusları bulunacağını ve kendisini dinlemekte olduklarını kabul edip vazife ve hizmete ait hususlarda hiç bir kimseye sır vermemelidir. Ötede beride askerliğe ve kışla ve müessese hayatına ait sözler sarfetmemelidir. Hiç bir husus için hiç bir yerde atıp tutmamalı, her hangi şeyi büyüterek ve ekliyerek yayıp dağıtmaktan sakınmalı hiç bir zaman doğruluktan ayrılmamalıdır.

j. Emel ve fikir birliği : Cumhuriyetin, Milletin korunması uğrunda bir vücut gibi çalışmak Silâhlı Kuvvetlerin en değerli hassasıdır. Ve başlı başına bir kuvvettir. Bu birlik, bir vücut gibi çalışmak lüzumunu umumun fikrinde ve yüreğinde yer etmesinden ve umumin menfaatının şahsi menfaatten daha üstün, aziz olduğunu takdir etmekten doğar. Kıtanın onurlu hatıraları ve şanlı vakaları sebebiyle nam almış olan fedakâr personelin isimleri öğrenilip münasip zamanlarda (Millî ve dinî bayramlarda) onları saygı ile hatırlamak Silâhlı Kuvvetlerde birliği ve kardeşliği kökleştirir. Bunların isimleri ve mümkünse resimleri kumandan tarafından kışlanın münasip mahallerine asılmalı ve her birlik veya kıtanın geçmiş savaşlardaki hizmetini gösterir birer tarihi yazılmalı ve bunu birliğe mensup her asker okuyup öğrenmelidir. Alay (Deniz ve havada benzeri) tarihi içinde birliğin en parlak muharebesi o günün senei devriyesinde bütün mensuplarına anlatılır. Her alayın (Deniz ve Havada benzeri) bir kuruluş günü olur ve o gün kutlanır.

k. Birbirine yardım Silâhlı Kuvvetlerin bir emel (Ülkü) ve aynı vazifede birleşmiş olan fertlerinin birbirlerine yardımları müşterek vazifenin en iyi surette yapılmasını temin edeceği gibi arkadaşlığı ve bağlılığı da kuvvetlendirir.

Asker arasında yardım, vazife içinde ve dışında olacağı gibi asker, halk arasında da elinden gelen yardımı yapmalı, daima iyiliği sevmeli ve yapmalıdır.

1. Tavır ve hareket : Bir askerin değerini arttıracak, kendisini tanıttıracak ve sevdirecek en yüksek vasıfları terbiyeli, vekarlı, ciddi ve itaatlı olmasıdır.

Askerin duruşu mertçe, hareketleri akla uygun ve dürüst, dili ve sözü özüne uygun ve serbest olmalıdır.

m. İntizam severlik : İntizam vazifesinin noksansız yapılmasını temin eden ilk vasıtadır. Asker, vazifesini, muntazam işler bir saat gibi dakikası dakikasına yapmağı aded etmiş bulunmalı, hususi işlerinde de daima muntazam ve tertipli olmalıdır.

n. Başka milletten askerle bir arada bulunduğu zaman onlarla iyi geçinmek ve yüksek değerini onlara da tanıtacak bir silâh arkadaşlığı yapmak her Türk askerinin vazifesidir.

 

2 - Bayrak ve Sancak

Madde 87 - Bayrak, Türk Devletini temsil eder. Bunun onurunu korumak her Türk'ün vazifesidir. Bayrağın şekil ve biçimi ve nerelerde, ne zamanlarda ve ne veçhile çekileceği Türk Bayrağı Kanunu ve Nizamnamesiyle tâyin olunmuştur.

Madde 88 - Sancak, Silâhlı Kuvvetlerin onur timsalidir. (Değişik cümle: RG-05/02/1997- 22899) Kuruluşunda alay teşkilatı (hudut alayları hariç) bulunmayan her tugay ile her alaya (deniz ve havada eşidi birliklere) bir sancak verilir. Sancak Cumhurbaşkanından başka kimseye tazim yapmaz, sancağı; kılıfından çıkarılmış ve açılmış iken herkes selâmlar, sancağın nasıl kullanılacağı aşağıda yazılıdır.

a. Sancak, barışta alay (Deniz ve Havada eşidi birliklerde) kumandanın odasında münasip bir yerde kılıfı içinde ve dik vaziyette bulundurulur.

b. Sancağın icabında buradan alınması ve tekrar buraya konulması merasimle yapılır.

c. Sancak, barışta yalnız alaya (Deniz ve Havada eşidi birliklerde) ilk verilişlerinde, alay ve birlikle yapılacak geçit törenlerinde, sancağa madalya takılması töreninde ve alay ve birliğin sancakla bulunacağı askerî merasim ve protokol yönetmeliğinde belirtilmiş olan diğer törenlerde açılır.

d. Yürüyüşlerde sancak bulunursa: Alayın (Deniz ve Havada eşidi birliklerde) kol başında (Önünde), içtimalarda sağ başında ve merasim geçişlerinde; kıtanın ortası ilerisinde bulunur.

e. Alayların (Deniz ve Havada eşidi birliklerin) iştirak edeceği manevralarda sancak savaşta olduğu gibi kullanılır.

f. Sancak, savaşta kılıfı içinde kapalı olarak sancaktar ile beraber daima alay (Deniz ve Havada eşidi birlik) kumandanı muharebe idare yerinde bulunur. Sancaktar, alayın (Deniz ve Havada eşidi birliklerin) muharebe idare yerinde sancağa bakmakla beraber yazı işlerinde de kullanılır.

j. Savaşta alay (Deniz ve Havada eşidi birlik) kumandanı askerlerin manevi kuvvetlerini arttırmak lüzumunu hissettiği yerlerde ve birlik mensuplarını altında toplamağa lüzum gördüğü vaziyetlerde sancağı açtırır.

h. Muharebede sancağın alacağı yaralar, alay (Deniz ve Havada eşidi birlik) için daimî bir onur nişanesidir. Sancaktar sancağın bir sicil defterini tutarak mühim vakaları kaydeder. Sancaktarın vurulması halinde yerine derhal bir münasibi geçirilmeli ve sancak hiç bir suretle sancaktarsız bırakılmamalıdır.

ı. Muharebede her türlü korunmak ümidi kesilerek sancağın düşman eline geçmesi muhakkak görüldüğü zaman kumandan sancağı imha eder. Bunun icap ettireceği tedbir evvelden alınmış olmalıdır.

 

3 - Sağlığın korunması için vazifeler

Madde 89 - Her insanın memleketine, aile ve şahsına karşı vazifelerini iyi ve tam olarak yapabilmesi sağlam ve sıhhatte olmasına bağlıdır. Bilhassa askerlik herkesten tam bir sağlık ve dinçlik ister. Sağlık: Temizliğe, spora ve her hususta itidale riayetle korunur. Temizliğe bakmayan, sağlığını korumayan ve bu yüzden renksiz, kansız, cılız ve gevşek kalan askerler vazifelerini yapamazlar ve bunun cezasını hem kendisine, hem mesleğine ve hem de memleketine çektirirler. Hiç bir asker bu hataya sapamaz ve her asker kendine iyi bakmaya mecburdur.

Her kademedeki âmirler askerlerin sağlığı ile ilgili yukarıda sayılan hususları yakinen takip ve gerekli tedbirleri almakla da mükelleftirler.

Madde 90 - Temizliğin temini şunlarla olur :

a. Sabah vazifeleri :

Kalkar kalkmaz yatağı düzeltmek, koğuş dışında veya açık pencere önünde bir kaç sefer temiz hava almak ve birkaç beden hareketiyle vücudun gevşekliğini gidermek, bol su ve sabunla ellerini, kollarını, ağzını, burnunu ve ayaklarını yıkamak, dişlerini dikkatle temizlemek ve bu temizlikten sonra tekrar birkaç beden hareketiyle sabah idmanını tamamlamak ve kıyafetindeki eksiklikleri tamamlamak ve sabah yemeğine hazırlanmaktır.

b. Eğitim ve hizmetten dönüşte, üst ve başı temizlemek, el, yüz ve ayakları yıkamak.

c. Her yemekten evvel ve sonra el, ağız ve dişleri yıkamak.

d. Sabahki gibi akşam dersinden sonra da yıkanıp temizlenmek.

Madde 91 - Temizliğin tam olması için yukarıdaki maddede yazılı olanlardan başka şunların da yapılması lâzımdır:

a. Haftada bir defa tırnakları kesmek,

b. (Mülga: RG-15/03/1984-18342)

c. (Mülga: RG-15/03/1984-18342)

d. En az haftada bir defa sıcak veya ılık su ile sabunla yıkanmak.

e. Haftada bir çamaşır değiştirmek ve çamaşır yıkamak.

f. Mümkün oldukça iki hamam arasındaki günlerde bilhassa yazın her gün soğuk su dökünmek ve diğer mevsimlerde vücudu ıslak bezle silmek.

Madde 92 - Her erbaş ve er yemekte ayrı yemek tabağı, çatal, kaşık ve su bardağı kullanmalı. Bu kaplar yemekten sonra sabunlu su ile yıkanmalı ve icap ederse kalaysız kısımları kül ile oğularak temizlenmelidir.

Yemek takımları (Karavana, kap, kaşık... gibi) yemekhanede temiz bir dolap içinde saklanmalıdır.

Madde 93 - Sıhhat için şunlara da çok dikkat edilmelidir.

a. Mideyi ve barsakları temiz tutmak (Bunun için yenecek ve içilecek şeylerin temizliğine dikkat etmek, midenin zor öğüteceği iyi pişmemiş yemekleri, olmamış ve yıkanmamış meyvaları yememek, ağır ve iyi çiğnemek, yemekten sonra bir saat kadar midenin öğütme işini aksatacak beden faaliyetlerinde bulunmamak, su ve saire içmemek.)

b. Başı açık güneşte fazla durmamak, çok sıcaklarda vücudu birden bire serinletmekten ve çok soğuklarda birden bire ısıtmaktan kaçınmak terli iken su içmemek, şayet içmeye mecbur kalınırsa az miktarda yudum yudum ve ağızda alıştırarak içmek ve içtikten sonra da zarar görmemek için hızlıca yürümek ve hareket yapmak, terli iken hava cereyanları olan yerlerde bulunmamak, toz yutmamağa çalışmak.

c. Alkollü içki kullanmamak, iştahı kesen, dimağa, kalbe ve ciğerlere zararı dokunan tütünü de mümkün olduğu kadar kullanmamak.

d. Yaş yerlerde ve daima nemli olduğu için çimenlere ve taş üzerine oturmamak, oturmağa mecbur kalınırsa ayak ve baldırı kaba et altına almak, su kenarlarını pisletmemek.

e. Korkunç ve bulaşık hastalıkların sebebi bit olduğundan her askerin bundan temizlenmesi ve hiç bit bulundurmaması esastır.

Madde 94 - Yukarıdaki maddelerde yazılı hususlardan başka :

Temizlik için suya alışkın olmak ve suyu sevmek, sıhhat için sıcaktan kaçıp vücudu soğuğa alıştırmak, temiz hava almak, güneşten yolu ile istifade etmek, lüzumundan fazla iç çamaşırı giymemek ve bu suretle hafif kalmak, sıhhati bozacak ve hastalığı getirecek her türlü ahvalden kaçınmak, sağlığın büyük değerini bilenler için en çok dikkat edilecek noktalardır.

Madde 95 - Silâhlı Kuvvetler mensuplarının meslek ve vazife itibarı ile her zaman faal bulunmaları ve yüksek bir tahammül kudretine malik olmaları lâzımdır. Şişmanlık bu faaliyet ve kudreti tahdit ve hattâ yok eden zararlı bir haldir. Bu hususta her askerin rejim ve spor hareketleriyle şişmanlığa mâni tedbirler alması ve âmirin de astlarını bu cihetten ve devamlı bir surette kontrol etmeleri lâzımdır.

Madde 96 - Temizlik ve sağlığı korumak için (Silâhlı Kuvvetler personeli sıhhati koruma talimatı) tamamen tatbik edilmeli ve askere verilecek ders mevzularına bu talimat esas tutulmalıdır.

 

4 - Silâh, malzeme, teçhizat, elbise ve eşyanın korunması ve bakımı için vazifeler